Ofise gelme nedeni değişti
CBRE'ye göre çalışanların ofise gelmek için belirttiği en önemli neden yüzde 68 ile 'meslektaşlarla işbirliği'; bunu yüzde 58 ile yüz yüze toplantılar ve yüzde 52 ile daha iyi odaklanabilme takip ediyor. Yüzde 32'si ise ofise gelmeyi iş ile ev hayatı arasında sınır çizmenin bir yolu olarak görüyor.
Çalışanların yüzde 66'sı mevcut ofis tasarımını sosyal etkileşim ve ekip oluşturmayı desteklemede 'çok etkili', yüzde 51'i 'etkili' buluyor — CBRE bunu, tasarımın artık estetikten çok davranışı yönlendiren bir araç haline geldiğinin göstergesi olarak yorumluyor.
Alan tahsisi 'biz' ve konfor odaklı alanlara kayıyor
Ofise gelmeyi teşvik eden amenity'ler arasında kafe/restoranlar yüzde 57 ile ilk sırada; onu ücretsiz otopark (yüzde 29) ve mutfak/dinlenme alanları (yüzde 25) izliyor. Şirketler bireysel çalışma alanını ('ben' alanı) yüzde 35'e indirirken, destek ve amenity alanlarını sırasıyla yüzde 24 ve yüzde 22'ye çıkarıyor.
Tasarım tercihinde de belirgin bir dönüş var: aktivite temelli tasarımı tercih edenlerin oranı 2024'te yüzde 17 iken 2026'da yüzde 40'a çıktı; odak temelli (sessiz, bireysel) tasarımı tercih edenler ise yüzde 71'den yüzde 42'ye geriledi.
Türkiye için anlamı
Türkiye'de birçok şirket ofis kararını hâlâ 'kaç gün gelinmeli' sorusu üzerinden tartışıyor; CBRE'nin verisi asıl sorunun mekân tasarımı olduğunu gösteriyor — çalışanlar zorunlu değil, gelmeye değer bir ofis istiyor. Bireysel masaların azaltılıp toplantı, sosyalleşme ve kafe alanlarının büyütülmesi, mesai gününü faturalayan RTO politikalarından daha etkili bir çekim gücü yaratabilir.
Özellikle merkez ofisini yenileme kararı alan şirketler için, tasarım bütçesini 'biz' ve amenity alanlarına kaydırmak, zorunlu gün sayısını artırmaktan daha düşük dirençle sonuç verebilir.