'İş Kucaklama' Ne Anlama Geliyor
Mercer'ın araştırması, çalışanların büyük çoğunluğunun mevcut işlerinden ciddi biçimde ayrılmayı düşünmediğini, bu oranın 2023'e kıyasla arttığını gösteriyor. Ancak araştırmacılar bunu bir bağlılık artışı olarak değil, iş piyasasındaki belirsizlik karşısında bilinçli bir 'yerinde kalma' stratejisi olarak yorumluyor — literatürde buna 'job hugging' deniyor.
Aynı dönemde genel iş memnuniyeti 2023'teki yüzde 69'dan 2025'te yüzde 67'ye gerilemiş. Mercer bu tabloyu 'istikrarlı ama kırılgan' olarak tanımlıyor: çalışanlar yerlerinde kalıyor ama bu her zaman gönüllü bir bağlılığın göstergesi değil.
Kaygının Kaynağı Ekonomi
Araştırmaya göre çalışanların yüzde 70'i enflasyon ve piyasa dalgalanmalarını artan finansal stresin başlıca nedeni olarak gösteriyor, yüzde 56'sı işini kaybetme korkusu taşıyor ve yüzde 76'sı gümrük tarifelerinin ekonomiye olası etkilerinden endişeli. Bu kaygılar, çalışanların 'güvenli' gördükleri işlerinde kalma eğilimini güçlendiriyor.
Ücret şeffaflığı da öne çıkan bir başlık: Çalışanların dörtte birinden fazlası, maaş aralığı ilan edilmeyen bir pozisyona artık başvurmayacağını belirtiyor. Bu, adil ücretlendirmenin sadece bir bağlılık faktörü değil, aday havuzunu doğrudan etkileyen bir işe alım meselesi haline geldiğini gösteriyor.
Türkiye İçin Ders
Düşük işten ayrılma oranı, Türkiye'deki İK ekipleri için de her zaman sağlıklı bir bağlılığın kanıtı sayılmamalı — özellikle enflasyon ve kur baskısının yoğun hissedildiği bir ortamda, çalışanlar korkudan değil gerçek memnuniyetten mi kalıyor, bunu ayırt etmek gerekiyor. Kalma niyeti anketlerine 'neden kalıyorsunuz' sorusunu eklemek bu ayrımı netleştirebilir.
Ücret şeffaflığı konusundaki eğilim, Türkiye pazarında da giderek daha fazla adayın öncelik listesine giriyor; ilan öncesi maaş aralığı paylaşımı gibi uygulamalar, orta vadede rekabetçi bir işveren markası unsuruna dönüşebilir.