Bağlantı, yan haktan daha belirleyici
MetLife'ın araştırmasına göre çalışanların yüzde 83'ü işte bağlı hissetmenin kendileri için önemli olduğunu söylüyor. Kendini işine ve çevresine bağlı hisseden çalışanlar, hissetmeyenlere göre üç kat daha fazla bütüncül olarak sağlıklı olduğunu bildiriyor ve iki buçuk kat daha fazla ihtiyaçlarının işveren tarafından dinlendiğini düşünüyor.
Buna karşın genel tabloda iyileşme sınırlı: çalışanların yalnızca yüzde 44'ü kendini bütüncül olarak sağlıklı görüyor - işverenlerin yüzde 60'ı yan hak yatırımını artırmış olsa da.
On yılda kırılan finansal güven
HR Executive'in aktardığı verilere göre çalışanlar 2016'ya kıyasla finanslarını kontrol altında hissetme konusunda 12 puan daha kötümser ve üç aylık acil durum tasarrufuna sahip olma oranları 5 puan gerilemiş durumda. Çalışanların yüzde 83'ü artan yaşam ve sağlık giderlerini birincil stres kaynağı olarak gösteriyor; yarısı maliyet nedeniyle sağlık hizmetinden kaçınmış, bu da yılda ortalama 6,1 gün iş kaybına yol açıyor.
MetLife'ın vurgusu şu: iş tatmini ve kalma niyeti yüzeyde 2016 seviyelerine benziyor, ama bu görüntünün altında finansal kırılganlık belirgin biçimde derinleşmiş durumda - yani mevcut memnuniyet ölçütleri yalnız başına yanıltıcı olabilir.
Türkiye için anlamı
Yüksek enflasyon ortamında çalışan bağlılığını yalnızca anket skorlarıyla değil, çalışanların işverenle 'bağlantı' hissi ve finansal güven düzeyiyle birlikte izlemek gerekiyor. MetLife'ın verisi, yan hak bütçesini artırmanın tek başına yeterli olmadığını, yatırımın çalışanın gerçekten önemsediği alanlara (bağlantı, dinlenme, esneklik) yönlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
İK ekipleri için pratik adım, yıllık bağlılık anketine finansal güven ve 'işverenim beni dinliyor' algısını ölçen sorular eklemek ve yan hak iletişimini bu iki eksende güçlendirmek olabilir.