Baskı Var, Destek Yok
Araştırmaya göre yapay zeka kullanan çalışanların yüzde 65'i hızla uyum sağlamazlarsa geri kalacaklarından korkuyor. Buna karşın yüzde 45'i, işi yapay zekayla yeniden tasarlamaktansa mevcut hedeflere odaklanmayı daha güvenli buluyor.
Daha da çarpıcı olanı: çalışanların yalnızca yüzde 13'ü, yapay zekayla işlerini yeniden tasarlama girişimleri sonuç vermese bile bu çabanın ödüllendirildiğini söylüyor. Bu durum, deneme yapmayı fiilen cezalandıran ve risk almayı caydıran bir ortam yaratıyor.
Yönetici Faktörü Yine Belirleyici
Çalışanların yalnızca yüzde 26'sı liderliğin yapay zeka konusunda net ve tutarlı bir yönde hizalandığını düşünüyor. Rapor, organizasyonel hazırlığın bireysel hazırlığın gerisinde kaldığını gösteriyor: çalışanların yalnızca yüzde 19'u hem bireysel yetkinliğin hem organizasyonel desteğin yüksek olduğu 'öncü' alanda yer alırken, yüzde 50'si her iki boyutun da hâlâ gelişmekte olduğu ara bölgede sıkışıp kalmış durumda.
Yöneticiler yapay zeka kullanımını bizzat örnek gösterdiğinde, çalışanların bildirdiği yapay zeka değeri 17 puan, yapay zeka hakkında eleştirel düşünme 22 puan, ajan tabanlı yapay zekaya duyulan güven ise 30 puan artıyor — bu da yönetici davranışının en güçlü kaldıraç olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Türkiye İçin Uyarı
Bireysel baskı ile organizasyonel destek arasındaki bu açık, yapay zeka benimsemesini üstten dayatan ama buna denk düşen yönetici geliştirme, ödül sistemi veya deneme özgürlüğü yatırımını yapmayan Türk şirketleri için gerçek bir tükenmişlik riski taşıyor.
İK ekiplerinin yapay zeka yaygınlaştırmasını salt bir teknoloji projesi değil, bir değişim yönetimi ve iyi oluş meselesi olarak ele alması; yalnızca sonuçları değil, denemeyi de açıkça ödüllendiren bir çerçeve kurması öneriliyor.