İşe alım niyeti yükseliyor
Robert Half'ın Nisan 2026'da ABD'de 2.000'i aşkın işe alım yöneticisiyle yaptığı ankete göre, işverenlerin yüzde 66'sı 2026'nın ikinci yarısında kalıcı personel sayısını artırmayı planlıyor. Bu oran yılın ilk yarısında yüzde 60, bir yıl önce ise yüzde 57'ydi. İşverenlerin yüzde 56'sı ayrıca özel yetenek ihtiyaçları için sözleşmeli/proje bazlı profesyonel istihdam etmeyi düşünüyor.
İşe alım niyeti şehir bazında da farklılaşıyor: Denver (yüzde 83), Minneapolis (yüzde 76) ve San Francisco (yüzde 73) en güçlü istihdam beklentisine sahip pazarlar olarak öne çıkarken, sektör bazında teknoloji (yüzde 78), sağlık (yüzde 75) ve finans-muhasebe (yüzde 74) planlı kalıcı işe alımda öne geçiyor.
Talep var ama yetenek bulmak hâlâ zor
Güçlü işe alım planlarına rağmen işverenlerin yüzde 58'i nitelikli yetenek bulmanın bir yıl öncesine kıyasla zorlaştığını söylüyor; bu durum işverenlerin yüzde 63'ünde proje gecikmesine, yüzde 48'inde ise projelerin tamamen iptaline yol açtı. En çok eksik kalan yetkinlikler sektöre özgü bilgi (yüzde 47), yazılım yetkinliği (yüzde 42) ve liderlik becerileri (yüzde 40) olarak sıralanıyor.
Teknoloji tarafında tablo daha da belirgin: teknoloji liderlerinin yüzde 71'i beceri açıklarının son bir yılda proje gecikmesine yol açtığını, neredeyse yarısı (yüzde 49) ise projelerin tamamen iptal edildiğini bildiriyor.
Türkiye'deki işe alım ekipleri için anlamı
Robert Half verisi, işe alım niyetinin güçlenmesiyle yetenek kıtlığının aynı anda derinleşebileceğini gösteriyor — iki eğilim birbirini dışlamıyor. Türkiye'deki işverenler için mesaj, bütçe onaylansa bile pozisyonların hâlâ uzun süre açık kalabileceğine hazırlıklı olmak.
Şehir ve sektör bazlı talep farklılıkları, işe alım ekiplerinin kaynak ayırırken tek bir 'piyasa' varsayımından uzaklaşıp yerel ve sektörel talep haritalarına göre önceliklendirme yapmasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor.